#
#
#
#
#

Anadolu'da yıllarca ekilen soyu muhafaza edilmiş GDO'suz. Yerli cins, doğal İlk günkü orjinalliğinde özlediğimiz tad ve kokuda lezzetli sebze ve meyve tohumlarını satışa sunuyorum.  Biliyorsunuz manavdan,marketten,pazardan aldığımız sebze ve meyvelerden bir tat alamaz olduk. Örneğin aldığımız domatesi yerken domates mi yiyoruz, salatalık mı yiyoruz belli değil, ne tad var ne koku. Hepsi tornadan çıkmış gibi, kesiyoruz içi ya kof ya su dolu çıkmaktadır. Süt mısır diye hayvan yemi mısırları insanlara yedirmekteler. Çocuklarımız bazı sebzelerin orjinal tatlarını dahi bilmemektedir. Tohumlar ilaçlı ve boyalı olmayıp tamamen doğal haldedir. Kendi ürettiğim sebzelerin tohumlarıdır. Not: Tohumlar kesinlikle ithal ve hibrit değildir.  Anadolunun çeşitli yörelerine ait araştırma sonucu toplanmış yerli cins sebze meyve tohumlarıdır. Yetiştireceğiniz sebzelerin tohumlarını alarak seneye kendiniz yetiştirebilirsiniz.

Tohum Çeşitleri ve Fiyat
Menü
Yorumlar
FACEBOOK

‘Faydalı Bilgiler’ kategorisi için Arşiv

FAYDALI BİLGİLER…

KARPUZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

 

………………….KARPUZ YETİŞTİRME HAKKINDA KISA BİLGİ………..

Karpuz yumuşak toprakları sever ,toprağınız sert ise ekeceğiniz alanı 2-3 defa sürünüz veya belleyiniz ,veya Toprak Düzenleyici kullanınız. (Bkz.Sitedeki “ Toprak Düzenleyiciler “linki)

Karpuz yüzeysel kök yapar, genelde  köklerin kapladığı alan  kollarının kapladığı alan kadardır. Gübre olarak yanmış çiftlik gübresi kullanmaya özen gösterin, kök çevresine yanmış gübre koyun.  Bitki kolları yaklaşık 50-60 cm olunca kök bölgesini toprakla doldurun, buna kök BOĞAZLAMA denir.

Karpuz suyu seven bitkidir. Ancak az suyla yetiştirilen karpuz fazla büyük olmaz fakat daha tatlı olur.  Çiçek zamanı su vermeyin   bitki nasıl olsa bana bakan var diye neslini devam ettirmek için meyve vermez,veya meyveyi dökebilir. Meyveler  yumruk büyüklüğünü geçince su verin. Sulamayı gün battıktan sonra bol su verin. Sık sık az sulamaktansa seyrek olarak göllendirme şeklinde su vermek daha faydalıdır.

İri ürün almak istiyorsanız meyveleri seyreltebilirsiniz.

Eğer tohum alacaksanız meyvenin sapı kuruyana kadar hasat etmeyin.Kolay gelsin..

www.yerlitohum.com

Engin Yüksel

==============================================

DOMATES YETİŞTİRİCİLİĞİ

Anavatanı Güney Amerika olarak bilinir. Önce Avrupa’ya getirilen domatesin ülkemizde yüz yıllık bir mazisi vardır. Taze ve işlenmiş olarak en çok tüketilen sebze haline gelmiştir. Seralarda üretim yaygınlaştığından  bu yana yaz- kış tazesi bulunur.

Domates B, C, E,  ve k vitaminlerince zengindir. Safra kesesine, bağırsaklara ve mide suyuna olumlu tesirde bulunana domates, kan basıncını azaltır, sağlığımıza katkıda bulunur.

Öte yandan yeşil domateste bulunan solanin maddesi zehir etkisi ile baş ağrısı yapar, sersemlik meydana getirir. Bu yüzden  yeşil, olgunlaşmamış domates çiğ yenmemelidir.

 

Kültüre alınmaya elverişli yapısı ile  2000 den fazla domates çeşidi üretilmiştir. Bu sayı her yıl artmaktadır. Sofralık ve endüstriye uygun çeşitler farklıdır. Sofralık cinsler sera ve açıkta yetiştirilenler olarak ayrıca gruplandırılır.

Endüstri domatesleri bazen yuvarlak ama genelde yumurta biçimi olur. Kalın kabuklu, eti nisbeten susuz olup işlenmeye elverişlidir. Bodur cinsleri daha yaygındır. Salça veya sos yapmak maksadı ile ev bahçelerinde de yetiştirilebilir.

Domateslerin olgunlaşma zamanı cinslerine ve iklime göre değişir. Meyveleri kırmızı, pembe,Siyah,  sarı veya turuncu renklerde olabilir.

 

İKLİM- TOPRAK HAZIRLIĞI

 

Domates bir ılık,sıcak iklim bitkisidir. Bol güneş ister.  Meyvelerinin kızarabilmesi için  uzun ve sıcak günlere ihtiyacı vardır. Meyve zamanı en uygun ısı 27 derece civarıdır. Çorağa dayanıklıdır. Bitkisi soğuktan korkar.

Her türlü toprakta yetişebilir. Bol gübreli, süzek ve nemini koruyan toprakları çok sever.

Toprak fide dikiminden en az  1 ay önce 25-30 cm. derinlikte bellenir. Bol miktarda iyi yanmış gübre ilave edilerek güzelce işlenir.  Kolayca sulanabilmesi için karıklar halinde düzenlenir. Sıra usulü dikim yapılır. Sıra araları 80-100 cm. fide dikim aralığı ise 35-40 cm. olmalıdır.

TOHUMDAN FİDE YETİŞTİRME

Domates tohumları mart sonlarında dışarı ekilebilir. Drenajı iyi, rüzgardan korunmuş ve bol güneş alan bir yer seçilir.Yanmış ve elenmiş bol gübre ve az miktarda ince kum ilavesi ile kazılır ve güzelce işlenir.

Toprak tırmıkla iyice düzeltilir. Tohumlar seyrekçe serpilir. Üzerleri elenmiş gübre ile 1 cm. Kalınlığında örtülür. Bir tahta yardımıyla hafifçe bastırılır. Süzgeçli kova ile sulanır. İlk sulamada suyuna uygun miktarda fungisit katılır. Fideler çıkıncaya kadar aşırıya kaçmadan  muntazaman sulanır.

Fidelerin gerçek yaprakları 4-5 tane olunca irilerinden başlayarak bahçıvan kaşığı ile kökleri zedelenmeden sökülür ve asıl yerlerine dikilir. Fide sökmeden önce yerleri hazır edilmeli, fidelik önceden güzelce sulanmalıdır.  Söküm bittikten sonra kalan fideler tekrar sulanır.

HAZIR FİDE NASIL OLMALI

Fide alınırken koyu yeşil yapraklı, kalın ve kısa saplı,bol köklü ve kök boğumları hafif mor olanlar seçilir. Solgun, ince saplı ve aşırı uzamış fideleri almamalıdır.

Gerek fide ,gerekse tohumlar mutlaka güvenilir bir kaynaktan temin edilmelidir.

Fideleme işleri daima akşam üstü yapılmalıdır.

DİKİM VE BAKIM İŞLERİ

Fideler dikim çubuğu yardımı ile 3/2 si toprağa gömülmek suretiyle dikilir. Derhal can suyu verilir.3 gün geçmeden tekrar su verilmez. Domates, meyveleri görünmeden önce fazla sulanmaz. Bir kaç kere çapalanır. Fidelerin gövdeleri kararınca ilk çapa yapılır. Her çapada boğazları biraz daha doldurulur.

Yer domateslerinin boğazları çapalama sırasında  iyice doldurularak bitkilerin yerden yükselmesi sağlanır. Çoğu yer cinsleri meyve verdikleri zaman hafif bir destekten memnun olurlar.

Sulama karıklara su doldurularak yapılır. Meyveye duran fideleri haftada  bir sulamak yeter. Ya da meyve toplandıktan hemen sonra sulanır. Meyve zamanı arada bir gübre şerbeti vermek verimi çok artırır.

BUDAMA

Domateslerin verimli olması için budanması gerekir.Koltuk alma, doruk alma ve yaprak budaması yapılır. Alt yaprakların dibinden çıkan filizler daha küçükken koparılır.  Böylece fideler 2-3 dal şeklinde büyütülür. Buna koltuk alma denir. Bitkinin aşırı yeşile kaçmasını önler ve sağlıklı meyveler büyütür.

Özellikle toprağa değen yapraklar bitki yetişkin bir hal alınca kesilmelidir. Bu da bitkinin hava almasını sağlar ve topraktan gelen mantar hastalıklarını azaltır.

Fazla uzayan sırık domateslerinin doruk dal uçları koparılabilir. Böylece bitki yan dallar verir.

Bitki fazla uzayıp eğilmeye başlamadan  sırıkları dikilir. Fideler zedelenmeden yumuşak bağlarla sırığa bağlanır. Bitki uzadıkça bu işlem tekrarlanır. Sırıklar  2 metre boyunda 4-5 cm. Çapında olmalı ve toprağa iyice gömülmelidir. Aksi halde meyve zamanı yıkılabilir. Sırık uçları katranlanarak toprakta çürümesi önlenebilir.

HASTALIKLAR  VE ALINACAK TEDBİRLER

Böcek türü zararlılar için hastalık delmeden ilaçlama yapılmalıdır. 

Hastalık riskini azaltmak ve verimi yüksek tutmak için diğer sebzeler gibi domatesi de her sene bahçenin değişik yerlerine ekmede fayda vardır.

SONBAHARDA DOMATESLER

Sonbaharda ilk soğuklar başlamadan önce kızarmamış domatesler dalları ile toplanır. Mümkünse dallar birbirine bağlanır ve hevenk halinde asılarak serin bir yerde  kızarmaya bırakılır. Değilse tepsilere kağıt serilir ve domatesler birbirine değmeyecek şekilde yerleştirilir.

Çabuk olgunlaşmaları isteniyorsa yakınlarına bir kaç elma konur. Bu meyvelerden çıkan ethylen gazı domateslerin kolayca kızarmasını sağlayacaktır.

TOHUM ALMA

Kaliteli domateslerden tohum alınarak ertesi yıl yetiştirilebilir. Bunun için mutlaka ilk olgunlaşan domateslerin köke yakın, düzgün, iri, ve sağlam olanları seçilir. İşaret konur ve tamamen olgunlaşıp yumuşayınca koparılır ve  tohumları dikkatle ayrılır. Süzgeçte hafifçe yıkanıp bez üzerinde kurutulur. Tamamen kuruyunca ufalanır biraz toz böcek ilacı serpilerek  kağıt bir torbaya konur. Üzerine cinsi ve özellikleri yazılır . Rutubetten uzak bir yerde saklanır.

Domates tohumu uygun şartlarda 3 yıl tazeliğini korur

BİBER YETİŞTİRİCİLİĞİ

Biberin anavatanı Güney Amerika’dır. Dünya çapında çok sevilen biber ülkemize   Osmanlı zamanında gelmiştir. Zamanla en çok yetiştirip tükettiğimiz sebzelerden biri haline gelmiştir  A, B veC vitaminlerince zengindir.Özellikle yeşil biber en fazla C vitamini taşıyan sebzelerdendir.

Taze ve toz halinde çok miktarda tüketilir. Biberin salça, sos ve yemeklik olarak kullanılan pek çok farklı  çeşidi vardır.

Patlıcangiller ailesindendir. Sıcak iklimlerde çok yıllık ,ülkemizde ise bir yıllık bir sebzedir. Bitki boyu 1m. ye kadar varırken kökü 75 cm. derine gider. Meyvesi sarı,turuncu, kırmızı ve mor ve yeşil  renklerde olabilir.Acı ve tatlı olmak üzere iki türlüdür. Acı lezzeti ilaç yapımında geniş olarak kullanılan �capsicin� adlı madde verir.

 DİKİM VE BAKIM İŞLERİ

Biber tohumu şubat-mart aylarında oda ısısında çimlendirilir. Fideler biraz büyüyünce serin bir yere alınır. Asıl yerine dikilmeden önce dışarıya alıştırılmalıdır.

Bahçeye dikim iklime göre nisan sonu veya mayıs başında olabilir.

Toprak  ve iklim özellikleri domatesteki gibidir.

Biber 30-40 cm. Ara ile dikilir. Sıra araları 70 cm olmalıdır.

Başka bir usul çift sıra dikimdir. Evlekler biraz geniş hazırlanır.  Biber fideleri üçgen şeklinde eşit olarak 35-40 cm. ara ile çift sıra dikilir. Fideler karşılıklı gelmez. Her fidenin karşısı boşluk olur. Evlek araları yine 70 cm. Bırakılır. Bu şekilde daha fazla ürün alındığı tecrübemle sabittir.

KÖK ÇÜRÜKLÜĞÜ

Bazı yerlerde biberlere musallat olan en önemli hastalıktır. İlaçla önlenmeyen kök çürüklüğü bitkileri tamamen yok edebilir.Bitki meyveleri üzerinde iken birden solar ve ölür. Söküldüğü zaman köke yakın sapın beyazladığı köklerin ise kahverengi ve yumuşak bir hal aldığı görülür.  Bu hastalığın görüldüğü yerlerde fideler  60-70 cm. Ara ile hazırlanmış sırtlara dikilir.Sırtların yüksekliği 25-30 cm olmalı, çapa sırasında bu yükseklik korunmalıdır.

Sulama sırasında gövdelere kesinlikle su değdirmeden sıra aralarına su verilerek yapılmalıdır. Fidelerin yüzde doksanı  bu şekilde kurtarılabilir.

Bunun dışında hastalıklara dayanıklı bir bitkidir. Pek ilaç istemez.

Fideler tutunca çapa işleri başlar. Biber sıkça çapalanır ve boğazları doldurulur. Meyveye duruncaya kadar fazla sulanmaz. Meyve zamanı her ürün toplamadan sonra doyasıya su verilir. Arada gübre şerbeti verilmesi verimi çok artırır.

Biber bir kere yetiştikten sonra soğuktan korkmaz. Kış soğuklarına kadar sürekli meyve verir.

 PATLICAN  YETİŞTİRİCİLİĞİ

Anavatanı hindistan olan patlıcan çok eski bir kültür bitkisidir. Orta ve uzak    doğuda binlerce yıldır  tüketilir. Zamanla batı ülkelerinde de çok sevilen bir besin haline gelmiştir. Ülkemizde  çok sevilen patlıcan üretiminde dünyada birinci sırayı almaktayız. Sayılamayacak kadar çok çeşitteki yemeklerinin yanı sıra turşu ve reçeli de yapılır.

Esasen tropik bir bitki olan patlıcan sıcak iklimlerde bir kaç yıl yaşar. Ancak ülkemizde yıllık bir bitki olarak yetiştirilir. Sıcak, güneşli ve rutubetli ortamları sever. Kumlu ve humusça zengin,süzek topraklarda çok iyi yetişir. Killi ve ağır topraklar uygun değildir. Gübreyi çok sever. Bol su ister. İyi sulanmayan patlıcanlar acı olur ve çabucak çekirdeklenir. Patlıcanın kökü 75 cm. Derine boyu ise 1,5 metreye ulaşabilir.

DİKİM VE BAKIM İŞLERİ

Patlıcan fideleri bol gübre ile birlikte kazılmış ve iyi işlenmiş toprağa dikilir. Derhal cansuyu verilir. Toprak karık veya tabla şeklinde hazırlanır.Sıra üstü 50 cm. Sıra araları  80- 100 cm. olmalıdır.

Fideler  tutuncaya kadar sulanır. Sonrasında  meyveye duruncaya kadar çok gerekmedikçe sulanmaz.. Bu arada sık sık çapalanır ve büyüdükçe boğazları doldurulur. Patlıcan çapayı çok sever. Fidelerin dorukları alınarak bitkinin yanlardan dallanması sağlanır. En alt birkaç yaprağın dibinden çıkan filizlerde koparılarak koltuk budaması yapılır.

Meyve zamanı her ürün toplamadan sonra  doyasıya su verilmelidir. Arada bir gübre şerbeti verilirse meyve  verimi çok artar.

 TOHUM-FİDE  

Patlıcan tohumu ancak sıcakta çimlenir. Tohumlar şubat �mart aylarında  oda ısısında  çimlendirilir. Fideler çıkınca  daha serin ve aydınlık bir yere alınır. Bahçeye dikilmeden önce yavaş yavaş açık havaya alıştırılmalıdır.

Hazır fide alınacaksa mutlaka güvenilir bir yerden temin edilmelidir. Fideler kalın, morumsu saplı, bol köklü ve gerçek yaprakları mevcut, yani gelişkin olmalıdır. Patlıcan fidesi biraz zor tutar. Yetişme zamanı soğuklardan çok zarar görür. Havalar iyice ısınmadan dikim yapılmamalıdır.

Hastalıklara dayanıklıdır fazla ilaç istemez. Böcek musallat olursa her gün elle toplanmalıdır.

Çiçek zaman ilaç yapılırsa döllenmeyi önleyerek meyve kaybı yapabilir.

Hiç olmazsa üç yıl aynı yere patlıcan ekilmemelidir.

Meyveler sapları bıçakla kesilerek toplanır.

 TOHUM ALMA

Tohum alınmak istenirse ilk üründen düzgün ve kaliteli bir patlıcan işaretlenir. Sonbahara kadar üzerinde bırakılır. Daha sonra dilimlenerek su dolu bir kaba konur. Suya çıkan tohumlar süzülerek kurutulur.

SALATALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Anavatanı Hindistan olan hıyar çok eskiden beri yetiştirilen geleneksel sebzelerimizdendir. Sıcak ve rutubeti sever. Seralarda kolayca yetiştiği için yıl boyu  eksik olmaz. Hıyar  yetişme süresi kısa olması bakımından yaz aylarının kısa sürdüğü soğuk iklimlerde bile yetiştirilebilir.

Sofralık ve turşuluk çeşitleri ayrıdır.

Kornişon denen turşuluk cinslerin kabukları kabarcıklı ve hafif dikenli, eti daha susuz ve serttir.

Sofralık cinsler çok çeşitlidir. Ev bahçeleri için hibrid çeşitler daha uygundur. Bu cinsler virüs hastalıklarına dayanıklıdır. Döllenmeden her çiçekten bir meyve verdiği için az sayıda bitkiden çok verim alınır. Yalnız her yıl taze tohum satın alınmalıdır.

İKLİM -TOPRAK

Sıcak-ılıman iklim bitkisidir. Hıyar için rüzgardan korunmuş güneşli bir yer ayrılmalıdır. Ancak gün içinde birkaç saat  gölgeden rahatsız olmaz.Gevşek, süzek ve humuslu toprakta  iyi yetişir. Gübreyi  çok sever.

DİKİM VE BAKIM İŞLERİ

Hıyar tohum halinde veya saksıda yetiştirildikten sonra fide  olarak bahçeye dikilebilir.

Saksılara mart ayında tohum ekilir ve ılık bir yerde tutulur. Her saksıda tek fide büyütülür. Havalar ısınmaya başlayınca fideler yavaş yavaş dışarı alıştırılır. İklim durumuna göre nisan sonundan itibaren dışarı ekilebilir.

Toprak bolca yanmış gübre ile beraber çok iyi işlenmeli, toprak güzelce ufalanmalıdır.

İşlenmiş ve hazırlanmış toprak 1 metre genişliğinde evleklere ayrılır.İçerisine  50 cm. aralıklarla çift sıra ocaklar açılır. Ocaklara tekrar ikişer avuç yanmış gübre atılır ve çapa ile toprağa karıştırılır.

Tohumla ekimde her çukura 2 cm. derinlikte 3-4 tohum ekilir ve toprak hafifçe bastırılır. Sulamak gerekmez. Fideler çıkınca en kuvvetli 1-2 fide bırakılır, kalanı sökülür.

Saksı içindeki fideler ise  toprakları döktürülmeden çıkarılarak çukurlara dikilir ve dikkatle sulanır. Fideler 7-8 cm olunca ilk çapa yapılır. Kılcal köklerin zarar görmemesi için fazla derin  yapılmamalıdır. Sonraki çapalarda fidelerin boğazları hafifçe doldurulur. Fideler 6-7 yapraklı olunca tepe filizi koparılarak bitkinin yan dallar vermesi sağlanır.

Hıyar yerde yetiştirildiği takdirde meyveleri çamurlanabilir veya dallarına basılırsa  acılaşması kaçınılmazdır. Çardakta yetiştirmek en iyisidir. Böylece hem yer kaybı olmaz hem de  bitki daha verimli olur.

Bitkiler uzamaya başlayınca sırıklarla 2 m. yüksekliğinde geçici bir çardak yapılır ve ipler gerilerek  fidelerin bunlara sarması sağlanır.

Hıyar meyve dökmeye başlamadan önce fazla sulanmaz.  Meyve zamanı ise düzenli olarak sulanmalı, toprağı daima nemli olmalıdır. 2-3 günde bir sabah veya akşam sulanır. Arada bir verilecek gübre şerbeti verimi çok artırır.

Hıyar mantar hastalıklarına  çok çabuk tutulur. Tedbir olarak fide zamanından itibaren her 2 haftada bir  mantar ilacı yapılır. Özellikle  fazla yağış olduğunda hemen peşinden ilaç yapılması çok iyi olur.

Sonbaharı ılık geçen yerlerde turfanda  hıyar yetiştirmek için ağustos başlarında  yeniden tohum ekilebilir.

FASULYE YETİŞTİRİCİLİĞİ

Fasulye anavatanı  olan Amerika kıtasından dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde birkaç yüzyıldan beri sevilerek tüketilir. Amatör bahçelerde daha çok taze tüketim maksadıyla yetiştirilir. Binlerce çeşidi olan fasulye  sırık ve oturak olarak iki ana grupta toplanır. Çeşitli yörelere, hatta farklı ülkelere has yüzlerce fasulye çeşidi vardır.

 

BODUR FASULYE (Oturak veya yer fasulyesi)

Oturak fasulye erken ürün verir. Çok lezzetli türleri vardır.Sırık gerektirmediği için pratiktir. Rüzgar alan bahçelerde yetiştirilebilir. Fakat verimi sırık fasulyesine göre oldukça düşüktür. Hasat zamanı kısa sürer. Devamlı ürün alabilmek için mevsim boyunca birkaç kere ekilmesi gerekir.

SIRIK FASULYESİ

Sarmaşık türü bu fasulye cinsi 2-3 metre boylanabilir. Büyüme sırasında sağlam sırıklara sardırılır. Bol ürün verir. Hasat zamanı bodur cinslere göre daha uzun sürer. Rüzgar almayan  yerlerde daha iyi yetişir.

İKLİM-TOPRAK

Ilık, sıcak iklim bitkisi olmakla beraber hasat süresi kısa olduğu için soğuk iklimlerde de yetiştirilebilir. Böyle yerlerde soğuklar tamamen geçince ekilir, yaz bitmeden bolca ürün alma imkanı olur. Sıcak iklimlerde ise yıl boyunca defalarca ekilebilir.

Fasulye organik maddelerce zengin, çabuk ısınan,killi, kumlu ve geçirgen toprakları sever. Sert, ağır ve kireçli topraklarda iyi yetişmez.

TOHUM

Fasulye tohumu alınırken maksada uygun olmasına dikkat edilmelidir. Barbunya gibi bazı cinslerin hem tazesi hem de kurusu yenebilirken, kuru fasulye cinslerinin çoğu taze haldeyken son derece kılçıklı veya parşömenli olup taze tüketilmeye elverişli değildir.

Halk arasında kırk günlük fasulye olarak bilinen bir cins çok çabuk hasada gelir. İlkbaharda turfanda yetiştirmeye elverişlidir. Oturak fasulyeler de erkencidir.Güz fasulyeleri ise erken  ekilse dahi oldukça geç ürün verirler.

Bu yüzden tohumlar güvenilir yerlerden temin edilmelidir. Fasulye mümkünse bir defada değil, mevsim boyunca fasılalar halinde ekilir. Erken ilkbaharda, yaza doğru ve yaz sonlarında üç kerede ekilirse bahçeden uzun zaman körpe ürün alınabilir.

TOPRAK HAZIRLIĞI VE TOHUM EKİMİ

Fasulye ekilecek alan metrekare başına bir kova iyice yanmış çiftlik gübresi ile güzelce kazılır ve işlenir. Toprak hazırlığı 1-1,5 ay önce yapılmalıdır. Ekimden önce sıralar (karık) hazırlanır. Tohum ekimini sıra üzerine yapmak bakım ve sulama açısından daha kullanışlı olacaktır. Sırık fasulyelerinde her sıra arası 70 cm olmalıdır.Sıra üzerlerine 30-40 cm ara ile açılan ocaklara yarımşar kürek gübre atılır ve çapa ile karıştırılır. Her çukura kaliteli 4-5 tohum atılır. Ekim derinliği de 4-5 cm olmalıdır.

Oturak fasulyelerde sıra araları 50-60 cm bırakılır. Sıra üzerlerine tohumlar 10 cm ara ile tek tek ekilir.

Sırık fasulye daha çok gübre ister. Bunlara yer fasulyelerinden 2 kat fazla gübre verilmelidir.

BAKIM İŞLERİ

Fasulyeler çimlenip, gerçek yaprakları görününce çapa işleri başlar. Her çapalamada fidelerin boğazları doldurulur. İki çapa yeterli olur. Kol vermeye başlayınca sırık fasulyelere 2-3 metre uzunlukta sağlam sırıklar çakılır.

SULAMA

Fasulye  çiçeğe duruncaya kadar fazla sulanmaz. Yine de aşırı sıcak ve kurak havalarda fideler susuz bırakılmamalıdır. Çiçeklenen ve meyveye duran fasulyeler artık düzenli sulanır. Kökü kurumadan her 4-5 günde bir doyunca su verilir. Her ürün toplandıktan sonra mutlaka sulanır. İki haftada bir sulama sırasında gübre şerbeti verilirse  verimi çok artar.

HASTALIK VE ZARARLILAR

Hastalıkları önlemek için her yıl aynı yere ekim yapılmaz. Münavebe için bir yıl domates, ertesi yıl lahana, karnabahar gibi kış sebzeleri, üçüncü yıl fasulye ekilebilir.Hastalıklara dayanıklı ve ilaçlı tohum kullanılır. Yaprak bitlerine karşı ev yapımı ilaçlar kullanılabilir. Mantar hastalıklarına karşı gerekirse bakırlı ilaçlar kullanılır.

KABAK YETİŞTİRİCİLİĞİ

Lezzetleri ve kullanım alanları farklı  cinsleri vardır. Çeşitli tatlı ve  yemekler yapılan kış kabaklarında   bol miktarda A vitamini bulunur. Sakız kabağı gibi körpe yenen cinsler ise hazmı kolay ve düşük kalorili oluşu ile perhiz ve diyet listelerinde sıkça kullanılır.

Kabak cinslerinde iklim ve toprak istekleri benzer özellikler gösterir. Ilık ve sıcak iklimleri sever. Soğukta çabucak bozulur.  Humusça zengin, gevşek ve hafif kumlu topraklarda çok güzel yetişir.

SAKIZ KABAĞI VE BENZER TÜRLER

Yazın dışarıda, kış aylarında ise seralarda yetiştirildiği için yıl boyunca körpe olarak tüketilir. Uzunca, cinsine göre beyaz, koyu yeşil veya çizgili olabilir.

EKİM VE BAKIM İŞLERİ

Kabak tohumları soğuklar geçtikten sonra doğruca dışarı ekilebilir. Erken ürün alınması isteniyorsa plastik torba veya saksılara  erkenden ekilir ve ılık bir yerde çimlendirilir. Fideler havalar ısınınca  dışarı ekilir. (İstanbul şartlarında tohumlar mart ayında içeri, nisan sonlarında ise dışarı ekilebilir.) Dışarıya fazla erken ekimlerde tohumlar çürür, çıkabilen fideler soğuklardan çok zarar görür.

Bol güneşli ve rüzgar almayan bir yer seçilir. Toprak bol gübre  ile beraber derince kazılır ve işlenir. Bir metre aralıklı sıralar hazırlanır. Her sıranın üzerine birer metre ara ile 30�ar cm  genişlik ve derinlikte  çukurlar açılır.  Üst toprak bir tarafa ayrılır. Bu toprak bir kürek gübre ile karıştırılır ve tekrar çukura boşaltılır. Çukura  2-3 cm derinlikte 3-4 tohum ekilir. Tohumlar filizlenince en kuvvetli tek fide bırakılır, diğerleri sökülür.  Fideler 2-3 gerçek yaprak çıkarınca dikkatle çapalanır. Bir süre sonra ikinci çapa yapılır. Her seferinde fidelerin boğazları doldurulur. Sakız kabağına iki çapa yeter. Fideler lüzum oldukça aşırıya kaçmadan sulanır.

Çok sık  sulanan kabaklar yeşile kaçar ve meyve verimi düşük olur. Kabağın su isteği sabah saatlerinde yapraklarının pörsük halde oluşundan anlaşılır. Bu durumda doyasıya su verilir.

Amatör bahçelerde yetiştirilen 3-4  ocak kabak bir ailenin ihtiyacını bol bol karşılar. Bol verim için kaliteli ve taze tohum kullanılmalıdır.

Kabaklar istenilen büyüklüğe ulaşınca sapları bıçakla kesilerek toplanır.

YENİ ÜRÜN

İlkbaharda ekilen kabaklar yaz sonlarına doğru verimi düşer. Bitkileri bozulmaya yüz tutar. Taze ürün için temmuz sonlarında yeniden kabak tohumu ekilir. Sıcaklarda çabucak olgunlaşan fideler sonbahar boyunca körpe meyveler verir.

HASTALIKLARLA MÜCADELE

Kabak  mantar hastalıklarına karşı eğilimlidir. Külleme, pas gibi hastalıklar kabak bitkisini sık sık rahatsız eder. Yapraklar bozulur, meyvelerde şekil ve renk bozukluğu, üzerinde kabarcıklar görülür. Verim çok azalır. Tedbir için bitkiler henüz fide halinde iken mantar ilacı (fungicide) ile ilaçlanır. İşlem her 3 haftada bir tekrarlandığı takdirde bitki uzun ve verimli bir mevsim geçirir.Bu arada, fideler büyürken yabani ot mücadelesi yapılır. Sonraları bozuk ve hastalıklı yapraklar vakit geçirmeden temizlenir. Kabakta böcek ilacı kullanmaya lüzum yoktur.

BAL KABAĞI

Bakım ve yetiştirme özellikleri sakız kabağına benzer. Aradaki farklar:

Sıralar en az 2,5 metre aralıklarla  hazırlanır. Sıra üzerine 1�er metre ara ile açılan çukurların genişlik ve derinliği 40- 45 cm olmalı, gübre miktarı da daha fazla tutulmalıdır. Balkabağı gibi kışlık cinsler meyve tuttuktan sonra fazla sulanmaz.

Kışlık kabakların olgunlaştığını anlamak için tırnak ucu ile  hafifçe kabuğuna bastırılır. Batmıyorsa koparılmaya hazır demektir. Ürün lüzumundan erken koparılırsa çok dayanmaz, çürür. Fazla geç kalındığı taktirde soğuklar zarar verebilir. Kabak bitkiden bıçakla kesilerek ayrılır. Taşınırken vs. sapının kopmamasına dikkat edilir. Aksi halde  kabak çürüyebilir. Toplanan kabaklar 1-2 hafta dışarıda kuru bir yerde bekletilir. Bu zaman zarfında kabakların kabukları sağlamlaşır, yaralı yerleri tamir olur. Balkabağı fazla soğuk olmayan rutubetsiz bir yerde depolanır.

KABAK ÇİÇEĞİ

Bazı yörelerde kabak çiçeğinden çok lezzetli dolmalar yapılır. Dolma için sabah erkenden çiçekler henüz açıkken toplanır. Her tür kabağın çiçeği kullanılabilir. Meyvesiz  çiçeklerin toplanmasına dikkat edilmelidir.

SÜS KABAKLARI

Çok ilginç renk ve şekillerde minyatür kabaklar çardaklara sarılarak yetiştirilir. meyveleri iyice olgunlaştıktan sonra koparılır. Bir süre dışarıda bekletilir. Daha sonra iç mekanlarda süs ve dekor malzemesi olarak kullanılır.

=================================================

ŞEVKETİ BOSTAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

GİRİŞ   :Şevketi bostan (Scolymus hispanicus L.) Asteraceae familyasından bir bitkidir. Kök kabukları, genç yaprakları ve yaprak orta damarları sebze olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde Scolymus cinsine ait iki tür daha bulunmakla birlikte en yaygın ve değerlendirmeye uygun olanı şevketi bostandır. Şevketi bostan ülkemizde Ege, Marmara, Karadeniz, Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinde doğal yayılış göstermekle birlikte sebze olarak değerlendirilmesi Ege Bölgesinde, özellikle İzmir çevresinde bilinmektedir. Türkiye haricinde İtalya ve İspanya’da da sebze olarak değerlendirildiğine dair bilgiler mevcuttur.
 Bitkinin genel görüntüsü Şevketi bostan gıda olarak tüketilmesi yanında tıbbi özellikleri de olan bir bitkidir. Kök ve toprak üstü kısımları idrar arttırıcı ve taş düşürücü amaçlarla kullanılmaktadır. Türkiye’de ruhsatlı ilaç yapımında kullanılmış birkaç bitkiden birisidir. Şevketi bostan köklerinden yapılan ilaç Lityazol Cemil ismi ile ruhsat almıştır. İlacın böbrek taşı, pelvis renalis taşı, üreter ve mesane taşı düşürmede oldukça etkili olduğu klinik denemeler sonucu ortaya konmuştur. Manisa’da kurulan bir atölyede uzun yıllar devam eden Lityazol Cemil’in üretimi daha sonra yeterli hammadde bulunamaması sebebiyle durdurulmuş, ancak yakın zaman önce tekrar başlatılmıştır. Böbrek taşlarının düşürülmesine neden olan etkili maddeler taraksasteril asetat ve triterpenik saponin’dir. Bu maddeler mesane yolunda ani kasılma ve gevşemelere sebep olarak taşların düşürülmesine yardımcı olmaktadırlar. Tüketildiği bölgelerde toplama nedeniyle azaldığından zor bulunan bir yabani bitkidir. Bu sebeple pazarlarda diğer sebze olarak değerlendirilen yabani otlara göre oldukça yüksek fiyatlara satılmaktadır. Çapalarla 10-15 cm.lik kök kısmı ile sökülen bitkilerin yaslanmış yaprakları ayıklanır, diğer yaprakların ayaları sıyrılıp, kökün öz kısmı çıkarıldıktan sonra pazarlarda satılır. İzmir çevresinde Ekim’den Mayıs ayına kadar, bütün kış ve ilkbahar mevsimi boyunca yerel pazarlarda görmek mümkündür. İlk aylarda önceki yıllardan kalan yaşlı bitkiler kullanılırken, müteakip aylarda o yılın bitkileri yeterli büyüklüğe ulaşmakta ve bunlar kullanılmaktadır. Doğada, toprağın fakir veya çok ağır karakterli olduğu yerlerde bitkiler genellikle ilk yıl hasat edilecek büyüklüğe ulaşamazlar. Yakın zamana kadar tamamen yabani bir bitki olan şevketi bostan Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından kültüre alınmıştır. Bu sayede üreticilere yeni bir tarımsal ürün kazandırılırken tüketicilere taze, kaliteli ve ucuz şevketi bostan sunma imkanı ortaya çıkmıştır. Üretiminin yaygınlaşarak fiyatının düşmesi ile, hem lezzetli bir sebze, hem de doğal bir şifa kaynağı olan şevketi bostanın sadece İzmir ve çevresinde değil, bütün Türkiye’de yaygın olarak kullanılan bir ürün haline gelmesi beklenmektedir.

BOTANİK ÖZELLİKLERİ : Uygun şartlarda 1 m kadar derine gidebilen bir kazık kök yapısına sahiptir. Bu sebeple kuraklıklarından genellikle etkilenmez. Düz ve dikine gelişen kazık kök üzerinde bunu destekleyen ince yan kökler bulunmaktadır. Kazık kök oldukça etli ve şişkin yapısıyla depo görevi görmektedir. Dışta kalın ve yumuşak bir korteks, içte ise lifli ve odunsu öz kısmı bulunmaktadır. Bitkinin asıl değerlendirilen kısmı da etli ve yumuşak olan korteks kısmıdır. Kök yaşlandıkça üzerindeki kabuk çatlar ve yüzeyde süngerimsi bir tabaka meydana gelir. Bu tabakanın bitki tüketilmeden önce kazınarak uzaklaştırılması gerekir. Genç köklerin yüzeyi ise düz ve pürüzsüzdür. Dolayısıyla bitkinin zamanında hasat edilmesi önem arz eder. Gelişmekte olan bitkide yapraklar rozet şeklinde tek noktadan çıkar ve yere paralel gelişir. Bitkinin gelişme kuvvetine göre 5-10 cm ile 60-70 cm arasında uzunluğa sahip olabilen 10-25 adet rozet yaprak gelişir. Yapraklar genellikle kıvırcık, kenarları dikenli, yeşil, üzeri beyaz lekelidir. Dikenler genç yapraklarda yumuşakken, yaşlanan yapraklarda sert ve odunsu bir hal alır. Bu sebeple hasat edilirken veya temizlenirken ele batar.
Kökte öz ve korteks İlkbaharda günlerin uzaması ve havaların ısınması ile birlikte yeterli büyüklüğe ulaşan bitkiler generatif faza geçerler. Uygun iklim ve toprak şartlarında bitkilerin büyük bir çoğunluğu ilk yıl bu döneme girmektedir. Cılız bitkiler ise generatif faza bir veya iki yıl sonra yeterince büyüdüklerinde geçerler. Öncelikle rozetin ortasından bir sap çıkar ve dallanarak büyür. Boy genellikle 70-80 cm olmakla birlikte, bazen 1-1,5 m boylanabilir. Gelişen taç üzerinde yan dalların yaprak koltukları ve uçlarında sarı renkli çiçekler açar. Genellikle her yaprak koltuğunda bir çiçek oluşur, ancak uçlara doğru boğumlar sıklaştığından çiçekler birbirine çok yaklaşarak salkım haline gelir. Çiçekler aslında Asteraceae familyasının bir özelliği olarak çok sayıda çiçeğin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Her çiçekte 30 kadar tohum meydana gelir. Aslında botanik anlamda her bir çiçek 30 kadar çiçekten oluşan bir çiçek salkımıdır ve yine 30 kadar tohum meydana getirir. Çiçekler sarı renkli ve erseliktir. Yani her çiçekte erkek ve dişi organlar yer almaktadır. Çiçeklenme İzmir şartlarında genellikle MayısHaziran aylarında gerçekleşir. Çiçeklenme tamamlandıktan 1-2 ay kadar sonra tohumlar olgunlaşır. Olgunlaşma genellikle kademelidir. Bitkinin alt tarafındaki tohumlar çok daha erken olgunlaşırken, uç kısımlar geç olgunlaşır. Bu dönemde ilk olgunlaşan tohumlarda bir miktar dökülme meydana gelse de genelde kayıp çok fazla değildir. Ancak bu dönemde şiddetli esen rüzgar kayıpları arttırabilir. Tohumlar ince, uzun ve kenarları kanatlıdır. Bin tane ağırlığı 3-4 g kadar olan tohumların çimlenme oranı % 70 kadar olup, uygun şartlarda çimlenme güçlerini uzun yıllar muhafaza edebilir. Aynı zamanda tohumlarında sert tohumluluk özelliği de bulunmaktadır. Yani ekilen veya doğal olarak toprağa düşen tohumların tamamı birçok yabani bitkide olduğu gibi o yıl çimlenmez, aynı yerde seyrekte olsa 3-5 yıl bitki çıkışı devam eder.

Şevketi bostan çiçeği Tohumların olgunlaşması ile bitkinin üst aksamı tamamen kurur. Bazı bitkiler ilk yıl tohum olgunlaştırdıktan sonra tamamen ölmekte, önemli bir kısmında ise toprak altı aksamı canlı kalarak bir sonraki vejetasyonda gelişmesine devam etmektedir. Başka bir deyişle bitkilerin bir kısmı tek yıllık, bir kısmı ise çok yıllık bir görünüm arz eder. Ege bölgesi şartlarında doğada bitkilerin fenolojik devreleri şu şekilde sıralanabilir; – Sonbaharın ilk yağışları ile beraber tohum çimlenmesi veya toprak altında uyur halde bulunan köklerin sürmesi ile bitki gelişimi, – Sonbahar ve kış ayları boyunca rozet yaprakların ve kökün gelişimi, – İlkbaharda, genellikle Nisan ayında sapa kalkma, – Mayıs ve Haziran aylarında çiçeklenme, – Temmuz ve Ağustos aylarında tohum olgunlaştırma, – Sonbahar yağışlarına kadar, çok yıllık bitkilerde, kök aksamının toprak altında dinlenme halinde kalması.

EKOLOJİK İSTEKLERİ :Şevketi bostan Akdeniz iklimine oldukça iyi uyum göstermiş bir bitkidir. Ilık ve yağışlı kış periyodu bitki gelişimi için, sıcak ve kuru yaz ayları ise tohum olgunlaştırması için uygun dönemlerdir. Bununla beraber daha yağışlı olan Karadeniz iklimine, çok sert olmamak şartıyla karasal iklime ve bunların arasındaki geçit bölgelerine de adapte olabilmektedir. Ülkemizde Doğu ve Güneydoğu Anadolu hariç, diğer bütün bölgelerde doğal olarak bulunması bunu kanıtlamaktadır. Ancak; bitki en iyi gelişmeyi kışı ılık geçen yerlerde göstermektedir. Bu sebeple şevketi bostan yetiştiriciliği için en uygun yerler Ege ve Akdeniz Bölgeleri’nin sahile yakın olan kesimleridir. Bitki genellikle yüksek rakımları sevmez, daha çok 600 m.nin altındaki yüksekliklerde rastlanan bitki, nadir de olsa 900-1000 m. yükseltilerde de görülebilir. Bitkinin dayanabildiği minimum sıcaklıklar konusunda detaylı çalışmalar yapılmamakla birlikte doğal yayılışına bakıldığında -150C’lere kadar dayandığı tahmin edilmektedir. İzmir şartlarında herhangi bir soğuk zararı gözlenmemektedir. Yaz aylarını da uyur halde geçirdiğinden yüksek sıcaklık zararı söz konusu değildir. Toprak altı aksamı değerlendirilen diğer bitkilerde olduğu gibi hafif bünyeli gevşek ve derin toprakları sever. Besin maddelerini yeterince bulundurması şartıyla milli ve tınlı topraklar şevketi bostan için idealdir. Hafif topraklar hasat kolaylığı bakımından da oldukça avantajlıdır. Ağır ve killi topraklarda bitkiyi yetiştirmek mümkün olmakla birlikte köklerde deformasyonlar daha fazla görülmekte, hasat istenildiği zaman yapılamamakta ve çok zor olmaktadır. Şevketi bostan yetiştirilecek yerlerde taban suyu kış boyunca yükselmemeli, yüzeyde su göllenmemelidir. Topraktaki fazla su kökleri çürütmekte, bitki gelişimini yavaşlatmaktadır.

Bitki Ege ve Akdeniz bölgelerinde hiç sulanmadan yetiştirilebilmesine karşın karlı bir yetiştiricilik için sulama şarttır. Bu hususa arazi seçiminde dikkat etmek gerekir. Zira kuruya ekildiğinde veya ekim için sonbahar yağışları beklendiğinde bitki çıkışı gecikmekte, bu denemde havalar serinlemeye başladığından bitki gelişimi yavaş olmaktadır. Bu durum hasat zamanını geciktirdiği gibi, verimi düşürmekte, küçük bitkiler yabancı otlarla rekabet edemediğinden yabancı ot mücadelesini zorlaştırmaktadır.

YETİŞTİRME TEKNİĞİ :Gübreleme: Toprak analizi yaptırarak eksik olan bitki besin maddelerini tamamlayıcı bir gübrelemenin yapılması tavsiye edilir.Verilecek gübrenin bir kısmı sonradan sulama sistemi ile de verilebilir. Ekim: Ekim için en uygun zaman İzmir şartlarında 15 Haziran – 15 Ağustos arasıdır. Ekim gecikirse bitki gelişimi yavaş olur, çok fazla gecikirse hiç bitki çıkışı olmaz. Öncelikle toprak derince sürülüp işlendikten sonra düzeltilerek ekime hazır hale getirilir. Bitkinin yararlanılan kısmı toprak altında olduğundan tohum yatağının hazırlanmasında itina gösterilmelidir. Yağmur sularının kış aylarında göllendiği yerlerde toprak hazırlığından önce riper veya benzeri aletler kullanılarak taban taşının kırılmasında fayda vardır. Toprak hazırlığından sonra ekim yapılacak araziye damla sulama sistemi kurulmalıdır. Diğer sulama sistemleri de kullanılabilirse de önemli problemlere sebep olduğundan mutlaka damla sulama sistemi tercih edilmelidir. Damlatıcı borular 30-40 cm aralıklarla serilebilir. Eğer sıra aralarının sonraki dönemlerde traktör kullanılarak çapalanması planlanıyorsa elde mevcut aletlerin durumuna göre sıra arası 70 cm.ye kadar çıkarılabilir. Ancak araziden en iyi yararlanmak, sıra aralarının şevketi bostan tarafından tamamen örtülüp yabancı otların gelişmesine fırsat vermemek için 50 cm.yi geçmemesi tavsiye edilir. Son yapılan çalışmalarda tarlanın fide yastığı şeklinde 90-120cm genişliğinde setler halinde hazırlanması ve ekimin bu setler üzerine yapılması ot alma ve hasat işlemlerinde önemli avantajlar sağladığı görülmüştür.
Boru üzerindeki damlatıcıların sıklığı 20 cm olabilir. Daha fazla olması birim alandaki bitki sayısını düşüreceğinden verimi olumsuz yönde etkiler. Toprak hazırlanıp damlatıcı borular serildikten sonra ekim işlemine geçilebilir. Ekimin damlama noktalarına gelecek şekilde elle yapılması uygundur. Ekim parmakla açılacak en fazla 1 cm derinliğe 3-4 adet bırakılarak üzerinin hafifçe örtülmesi şeklinde yapılır. Tohumun üzerine örtülen toprağın 0,5-1 cm arasında olması arzu edilir. Daha fazla olması tohumun sürmesini engelleyeceğinden tavsiye edilmez. 20 cm.de bir damlatıcı bulunduran borular kullanıldığında, 50 cm sıra arası verildiğinde dekarda 10.000 noktaya ekim yapılmış olur. Her noktaya 4 adet tohum atıldığı düşünülürse dekara 40.000 adet tohum atılır. Bu durumda dekara yaklaşık 150 g tohum kullanılmaktadır. Ekimi takiben hemen sulamaya başlanır. Ancak sulama az fakat sık aralıklarla yapılmalıdır. Bu sayede tohum ve çevresinin sürekli ıslak kalması sağlanırken sıra araları ve üzerleri tamamen ıslanmadığından yabancı ot çıkışı az olur. Havaların sıcak olduğu dönemde yapılan ekimlerde 4. gün bitkiler görünmeye başlar, 7-10 gün içinde çıkış büyük oranda tamamlanır. Bu dönemde sulamanın düzenli yapılması çok önemlidir. Çıkıştan 2 hafta kadar sonra gerekirse elle seyreltme yapılabilir. Ancak, her noktaya 3-4’den fazla tohum atılmadığında seyreltmeye gerek kalmaz. Zira 3-4 bitki aynı noktada rahatlıkla gelişebilmektedir. Ekim serpme olarak veya hassas ekim mibzeri ile de yapılabilir. Ancak bu durumda ekimden sonra damlama veya yağmurlama sistemi ile yüzeyin tamamının sulanması gerekir. Bu uygulama yabancı ot çıkışını teşvik ettiğinden tavsiye edilmez. Ayrıca daha fazla tohum kullanılması gerekir. Diğer yandan, serpme ekim yapılması durumunda bitkiler bir sırada olmayacaklarından hasat zorlaşmaktadır. Yağmurlama ve damlama gibi basınçlı sulama sistemlerinin kurulmasının mümkün olmadığı yerlerde mevcut toprak işleme aletlerinin durumuna göre karıklar hazırlanıp, karıkların sırrt noktalarına elle tohum ekimi yapılıp, sonra karıklara su verilebilir. Bu şekilde karık sırtları emişme yoluyla ıslanarak tohumların çimlenmesini sağlar. Bitkiler toprak yüzeyine çıkıncaya kadar toprağın ağırlığına ve o dönemdeki iklim şartlarına bağlı olarak birkaç sulama yapmak gerekebilir. En son başvurulacak yöntem ise tarlanın tavalara ayrılarak salma sulanmasıdır. Bu durumda yabancı ot kontrolü son derece güçtür. Bakım İşleri: Sonbahar yağışlarına kadar sulamaya devam edilir. Bitkiler tarlayı tamamen kapatıncaya kadar arada çıkan yabancı otlar zaman zaman elle veya çapa ile temizlenmelidir. 15 Ağustos’tan önce ekim yapılması durumunda iyi bakım şartlarında bitkiler 3 ay sonra hasat edilebilecek büyüklüğe ulaşırlar. Ekimin daha geç yapılması durumunda ise havalar serinlediğinden gelişme gerilemekte ve hasat için gereken süre uzamaktadır. Bitkiler Ekim ayında hasada gelseler bile İzmir şartlarında Nisan ayının ortasına kadar tarlada bekletilebilir. Nisan ortasından itibaren ise bitkiler sapa kalktıklarından kök kalitesi düşmektedir. Hasat: Hasat olgunluğuna gelen bitkiler en azından 8-10 rozet yaprak barındırıp, rozet yaprak boyları 20 cm.yi geçmiştir. Kök çapı ise 1,5 cm.’yi geçmiştir. Hasat küçük alanlarda bel ve çapa yardımıyla yapılabilir. Büyük alanlarda ise mutlaka mekanizasyonu kullanmak gerekir. Bitkileri sökmek amacıyla fidan sökme aleti, patates ve havuç hasat makineleri, pulluk veya bu iş için yapılmış özel aletler kullanılabilir. Bu aletlerle bitki kökleri 25-30 cm. kadar derinden kesilip, bitkiler yerinden oynatıldıktan sonra bitkilerin elle toplanması şeklinde yapılır. Hasattan 1 gün önce üst aksamın çayır biçme makinesi ile biçilmesi hasatta kolaylık sağlar. Ekimin sıraya yapılması, toprağın hafif ve tavlı olması hasadı kolaylaştıran diğer faktörlerdir. İyi bakım şartlarında dekara 2-3 ton kök verimi alınabilir. Yaprak ve yaprak sapları da kullanılmak istendiğinde bu miktar bir biraz daha artar. Diğer yandan Kökün öz kısmı ayrılarak tüketime hazır olarak satışa arz edildiğinde % 30-40 kadar bir fire göz önüne alınmalıdır. Zira kökün %30-40’lık kısmını öz oluşturmaktadır. Yeni hasada gelen taze bitkilerde öz kısmı da tüketilebilmektedir. Ancak ilerleyen dönemlerde bitkinin öz kısmı kartlaştığından tüketilmeden önce bitkiden ayrılması gerekir. Hasat edilen bitkilerin depolanma kabiliyetleri fazla olmadığından 1-2 gün içinde satılması, tüketilmesi veya işlenmesi öngörülmektedir.

TOHUM ÜRETİMİ Tohumların olgunlaştığı dönem İzmir şartlarında Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Bu dönemde tamamen kuruyan bitki aksamı eldiven ve makas yardımıyla elle toplanabildiği gibi biçerdöverle de tohum hasadı yapılabilir. Toplanan bitki aksamı dövülerek veya çuvallarda çiğnenerek tohumların dökülmesi sağlanır. Daha sonra kalın sap ve yaprak parçaları ayrılır. Kalan kısım farklı boylarda eleklerden geçirilerek tohum ayıklanır. Tohumlar hafif, kanatlı ve pulsu bir yapıda olduklarından dikenli yaprak parçalarından ayrılmaları oldukça güç olmaktadır. E son kalan bu parçaların işçilik kullanılarak el yardımıyla ayrılması tohumluk üretim maliyetini arttırmaktadır.

===================================================

 

TOHUMDAN MEYVE AĞACI YETİŞTİRMEK

  Metod 1: Tohumları tabaka halinde ıslak kumun içine yerleştirin ve
 sonbaharda saksıları kuzeye doğru konumlandırın. İlkbaharda
(Nisan-Mayıs aylarında)çimlenmeye başlayan tohumları 
toprak ve gübre karışımıyla dolu saksılara şaşırtın.
Fidanları, zemini gübreyle işlemeye dikkat ederek, doğrudan
toprağa dikin. Bir yıl sonra, onları kesin olarak belirlediğiniz
yerlere şaşırtın.
Metod 2: Islatılmış tohumları hafif ıslak olan torf dolu bir kaba
yerleştirip, buzdolabına  yerleştirin.
 Su sızdırmaz bir kapağı olan bir kap kullanın. Bundan önce,
tohumları çürükten korumak için, odun kömürü
tozuyla onların etrafını kaplayın.
Bu işleme soğuk katlama denir.

Bir tohumdan elde edilen fidelere "tohumdan yetiştirme" denir..

==============================================================================

 

BİTKİ TOPRAKTAN SUYU NASIL ALIR.?……

Bitki Suyu topraktan mükemmel bir şekilde yaratılmış basınç sistemi ile alır..

Bitki, topraktan ancak ihtiyacı olduğu zamanlarda su almaktadır. Bunu belirleyen en önemli faktör, bitkinin köklerinin içinde bulunan suyun meydana getirdiği basınç miktarıdır.

Bitkiler, köklerindeki hücrelerin iç basınçları dış basınçlarından az olduğunda dışarıdan su alırlar. Başka bir deyişle bitki, topraktan ancak ihtiyacı olduğu zamanlarda su almaktadır. Bunu belirleyen en önemli faktör, bitkinin köklerinin içinde bulunan suyun meydana getirdiği basınç miktarıdır. Bu basıncın dışarıdaki basınç miktarı ile dengelenmesi gereklidir. Bitki bunu sağlayabilmek için, içerideki basınç miktarı azaldığında kökler vasıtası ile dışarıdan su alma ihtiyacı duyar. Bunun tam tersi olduğunda ise, yani bitkideki iç basınç dışarıdakine oranla daha yüksek olduğunda, bitki bu dengeyi sağlayabilmek için bünyesindeki suyu yapraklarından dışarı bırakır.

Eğer suyun topraktaki yoğunluğu normalde olduğundan biraz daha yüksek olsaydı, dış basınç çok yüksek olacağından bitki sürekli su alacak ve bir süre sonra bitki bundan zarar görecekti. Bunun tam tersine suyun topraktaki yoğunluğu daha düşük olsaydı, bitki hücresi dış basınç çok düşük olacağından dışarıdan hiçbir zaman su alamayacaktır. Hatta basıncı dengelemek için bünyesindeki suyu dışarı salacak yani her iki durumda da kuruyarak ölecektir…

============================================

SAKSIDAKİ TOPRAĞIN DIŞARI AKMAMASI İÇİN NE YAPMALI: ?

Zaman zaman  saksılara koyduğumuz toprağın saksının altındaki deliklerden dışarı çıktığı, ve etrafı kirlettiğinden şikayet ederiz. Bunun için saksıların dibine taş, çakıl . koyarız. Bun yerine saksının dibine eski bez parçaları koyunuz; bunun faydası hem toprağın dışarı akımını önler hem de bez suyu emdiğinden uzun süreli bitkinin ihtiyacı suyu depo etmiş oluruz. Benden size bir tiyo :))

Ayrıca saksı bitkilerini sularken döktüğümüz suyun hemen saksının altındaki deliklerden toprak emmeden dışarı çıktığını görürüz. Bunu önlemek için önce saksıya bir çay bardağı su dükün 15-20 dakika bekleyin  sonra tekrar sulayın. Toprağın suyu emdiğini göreceksiniz…

==============================================

TOHUMLARIN  -homojen-  EŞİT ARALIKLA EKİLMESİ İÇİN YAPILACAK İŞLEM

Maydanoz, Semizotu, Roka,Dereotu,Tere, ıspanak, Marul  gibi direkt yerine ekilen sebzelerin tohumları yan yana düştüğü için çok sık çıkmakta yeterli besin, ışık alamadıkları için cansız fideler oluşmaktadır. Bunu önlemek için bir kaba elenmiş ince kum veya elenmiş kuru toprak  ve tohumu koyup karıştırınız.

Bu karışımı serptiğiniz de tohumlar daha homojen düşecek ve istediğiniz sonucu almanıza yardımcı olacaktır.

İkincibir yöntem. Çok küçük tohumları bir tuzluğa koyarak serpme olarak ekmektir..

=======================================================

KARGALARLA BAŞ ETMENİN BİR YOLU !!

Kargalar zaman zaman Domates, kavun ve karpuz gibi  sulu ürünleri gagalayarak mahvederler, Kargalar ürünü yemek için değil su ihtiyacını gidermek için deler. Bunu önüne geçmek için bahçenizin belirli yerlerine su dolu kaplar bırakmak gerekmektedir..

========================================================

Değerli anne ve babalar,
Yakın zamanda ciddi bir dergide sulforaphane isimli brokolide bulunan bir maddenin otizm tedavisinde semptomlari iyileştermede oldukca başarılı  olabileceğine dair bir yazı yayınlandı.

Sonuclar gercekten cok umit verici hem de esasinda davranissal tedaviler disinda biyolojik tedavilerin ise yarayabilecegine dair de bir kanit olabilir. Ancak arastirmanin ne kadar titizlikle yapildigi esasinda bu tarz tedavilerin ne kadar iyi test edilerek onaylanmasi gerektigine cok iyi bir ornek belki de. Maalesef insan vucudu, “vucutta bu madde eksik alayim bir hap yerine koyayim” kadar basit degil.

Yazinin bir ozelligi de calismaya alinan otizmli kisilerin 13-27 yas arasinda olmasi; belki de bu yas grubunda bu kisiler icin pek cok sey denenmis oldugundan, bu yas grubu gibi otizm tedavisi icin nisbeten ileri sayilan yaslarda etkin bir tedavi olmasi oldukca umut verici. Bu calismada daha erken yaslarda cocuklarin olmamasi bu cocuklarda ise yeremeyecegi anlamina gelmiyor ancak su an test edilmis degil.

Yazinin bilimsel tam metnine buradan ulasabilirsiniz. Yayinlandigi dergi oldukca saygin bir dergi ve arastirma Johns Hopkins ve HArvard gibi cok saygin merkezlerden gelmekte:
http://www.pnas.org/content/111/43/15550.full http://www.pnas.org/content/111/43/15550.full

Burada kullanilan madde sulforaphone denen ve vucutta pek cok detoksifikasyon mekanizmasini etkin hale getirdigi bilinen nrf-2 adli bir proteinin aktive edicisi. Bu madde uzun zamanir uzerinde calisilan ve pek cok aratsirmada kanser riskini ciddi oranda azalttigi yonde oldukca guclu kanitlar olan bir madde. En onemli ve ulasilabilir kaynagi da brokoli. Bu madde brokolide bulunan glucoraphanin maddesinin yine brokolide bulunan myrosinase enzimi ile parcalanmasi sonucu ortaya cikiyor. Bu iki madde brokolide ayri ayri kureciklerde depolaniyor ve brokoli yenilirken bu kurecikler kirilyor ve bu iki madde bir araya gelmesi sonucu aktif sulforaphone olusuyor. Myorisnase enzimi sicaklika bozuldugudan pisirme islemi cok uygun degil.

Sulforaphone karasiz bir madde oldugundan uretip saklamak cok uygun degil, ve bu calismada ozel olarak uretilip saklanip kullanilmis ve piyasada su an icin bulunan bir ilac/supplement degil. Piyasada satilan brokoli ekstrati veya sulforaphone,veya glucoraphanin denen supplementlerin hemen hic biri etkin sulforaphone saglayamiyor, cunku icerlerinde aktivasyon icin gereken myrosinase enzimi yok.

Dolaysis ile supplement olarak almak pek mumkun degil (arayabilirsiniz internette ama ben uzun zaman arastirdim ve pek cok yaziyi okudum, sadece brokoli ekstrrati vs olmasi yeterli degil). Ama bu maddeyi dogal olarak kolayca ve hatta cok daha ucuza elde etmek mumkun. Bunun yolu brokoli tohumunu cimlendirerek taze olarak tuketmek. Yemesi cok daha kolay, pisirmeden yenebildigi icin icindeki myrosinase korunuyor ve brokolinin kendisine gore cok cok daha yogun olarak bu etkin maddeyi iceriyor. Cimlendirme icin iyi kalite organik brokoli tohumu ve bir kavanoz yeterli olabilir (cimlendirme ingilzce sprouting olarak geciyor, bu sekilde arayabilirsiniz internette). Brokoli cimlerini tum ailenin tuketmesi yarali olabilir cunku oldukca guclu bir detoksifikasyon aktivatoru olup pek cok kanserin riskini azalttigina dair yayinlar var.

Bu calismada kullanilan dozler icin ne kadar brokoli cimi yenecegini hesaplamak cok mumkun gorunmuyor ancak genel olarak bazi yerlerde yarim kase, bazi yerlerde 40gr brokoli cimi gunluk tuketimi oneriliyor. Cimlenmenin 3-4. gununde tuketilmesi oneriliyor..

Cimlendirme ile ugrasamam diyenler icin bir urun bulabildim ki ureticisi bu konularda bilimsel aratsirmalar da yayinlamis ve urunun myrosinase icerdigi ve aktif oldugu savini cok kuvvetle savunuyor, bana inandirici geldi ama inanip inanmamak size kalmis, onun da linki https://www.cell-logic-usa.com/cluautismnutrigenomictherapy.asp https://www.cell-logic-usa.com/cluautismnutrigenomictherapy.asp
Sulforaphone normalde hucre icinde detoksifikasyona ihtiyac oldugu sinyalini aldiginda aktive oldugundan bu durumu ortadan kismen de olsa kaldirabilecek olan antioksidan vitaminlerin bir sure kesilmesi oneriliyor, bu sadece teorik bir yaklasim.

Calismaya tekrar donecek olursak anlamli olarak plasebo grubundan farkli yan etkiler 1-1.5 kadar kilo alimi ve tedavi grubunda iki kisi de biri tedavi sirasinda biri tedavi sonlandiktan sonra epilepsi nobeti ortaya cikmis olmasi, her ikisinde de daha evvelden epilepsi hikayesi varmış.

Bu bilgileri heyecan verici bulduğum için sizinle paylaşmak istedim, ancak burada sizinle paylaşmaya çalıstıklarım tıbbi öneriler olarak değerlendirilmemelidir!

Saygılarımla,

Yazıyı Gönderen:

Sn.Betül CİRİT

Özel Bir Bankanın
Nakit İşlem Sorumlusu
Balçova Şubesi

bandırma web tasarım